İçeriğe geç

Gönül gözünün açılması ne anlama gelir ?

Kayseri’nin Soğuk Sokaklarında Başlayan İç Yolculuğum

Kayseri’de kış her zaman biraz sert gelir. Rüzgârın yüzü kesen tarafı vardır burada; insanın sadece tenini değil, içini de üşütür. O gün de öyle bir gündü. Erciyes’in tepesinden inen soğuk, şehrin ara sokaklarına kadar sinmişti. Montumun yakasını kaldırmıştım ama yine de içime işleyen bir boşluk vardı. Sanki dışarıdaki hava değil de içimdeki dünya buz tutmuş gibiydi.

25 yaşındayım. Dışarıdan bakınca sıradan bir hayatım var gibi görünüyor: işe gidip gelen, akşamları eve dönen, bazen arkadaşlarıyla kahve içen biriyim. Ama içimde taşıdığım şeyleri kimse bilmiyor. Günlük tutuyorum. Uzun uzun yazıyorum. Çünkü konuşamadıklarımı ancak kâğıt kaldırıyor.

O gün yazdığım cümlenin altını defalarca çizmiştim: “İnsan bazen her şeyi görüyor ama hiçbir şeyi fark etmiyor.” O an bunun ne kadar doğru olduğunu bilmiyordum. Ta ki o gün yaşadıklarıma kadar.

Günlüklerimde Sakladığım Boşluk

Son aylarda içimde açıklayamadığım bir kırgınlık vardı. Bir şeyler eksikti ama ne olduğunu bilmiyordum. Ne işimden tam anlamıyla tatmin olabiliyordum ne de arkadaş sohbetleri eskisi gibi içimi ısıtıyordu. İnsanlarla konuşurken bile zihnim başka yerlere kayıyordu.

En kötüsü de kalabalıkların içinde yalnız hissetmekti. Kayseri’nin merkezinde yürürken etrafımdaki herkesin bir yere yetişme telaşı vardı ama ben sanki hiçbir yere ait değildim. Bir vitrin camında kendime baktığımda gördüğüm şey sadece yorgun bir yüzdü.

O gün işten erken çıkmıştım. Nedenini ben de bilmiyordum. Belki de içimdeki sıkışmışlık artık taşma noktasına gelmişti. Bir şeylerden uzaklaşmak istiyordum ama nereye gideceğimi de bilmiyordum.

Eski Bir Anının Kapısı: Babaannemin Sesi

Merhabalar! Memici olarak “Gönül gözünün açılması ne anlama gelir” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız.

Yürürken aklıma çocukluğum geldi. Babaannemin küçük evi… sobanın çıtırtısı… duvarlarda asılı eski örtüler… Ve onun sürekli tekrar ettiği bir cümle:

“Gönül gözü açık olan insan, dünyayı başka görür evladım.”

O zamanlar bu cümlenin ne demek olduğunu hiç anlamazdım. Sadece yaşlı insanların söylediği güzel ama belirsiz bir söz gibi gelirdi. “Gönül gözü” dediği şey sanki fiziksel bir şeymiş gibi hayal ederdim; açılıp kapanan gizli bir göz…

Şimdi düşünüyorum da, aslında o cümle hayatımın en önemli cümlelerinden biriymiş.

Ama insan bazı şeyleri anlamak için büyümüyor sadece… biraz da kırılması gerekiyor.

Yolda Karşılaştığım Sessizlik

Cumhuriyet Meydanı’na doğru yürürken hava daha da soğumuştu. İnsanlar aceleyle geçiyordu yanımdan. Herkes kendi dünyasında kilitliydi. Ben de öyleydim aslında, sadece farkında değildim.

Bir köşede oturan yaşlı bir adam dikkatimi çekti. Üzerinde eski bir mont vardı. Yanında küçük bir karton kutu duruyordu. Elinde ise yarısı yenmiş bir ekmek. Ama en çok dikkatimi çeken şey gözleriydi. Ne acıma bekleyen bir bakış vardı ne de öfke. Sadece… sessizlik.

İçimde bir şey kıpırdadı ama hemen bastırdım. İnsan bazen gördüğü şeyi hissetmemek için kendini zorlar ya, ben de öyle yaptım. Yürümeye devam ettim.

Ama birkaç adım sonra durdum.

Neden durduğumu bilmiyordum.

Geri döndüm.

Gönül Gözünün Açılması İlk Defa O An Hissettirdi

Yanına yaklaştığımda başını hafifçe kaldırdı. Aramızda bir sessizlik vardı. Ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Sadece cebimdeki bozuk paraları çıkarıp kutuya bıraktım. Ama o an olan şey para vermekten çok daha farklıydı.

O bana baktı.

Ve o bakışta bir şey kırıldı içimde.

Sanki o ana kadar gördüğüm dünya ile o an gördüğüm dünya aynı değildi. İnsanları sadece yürüyen figürler gibi görüyormuşum meğer. Oysa her birinin içinde ayrı bir hikâye, ayrı bir yük, ayrı bir yalnızlık varmış.

Adam teşekkür etmedi. Ben de bir şey söylemedim. Ama oradan uzaklaşırken içimde garip bir sıcaklık vardı. Sanki uzun zamandır kapalı olan bir pencere açılmış gibi.

İşte o an, babaannemin söylediği şeyi ilk kez hissettim.

Gönül gözü.

İçimdeki Değişimin Sessiz Başlangıcı

Eve döndüğümde montumu bile çıkarmadan yatağa oturdum. O anı düşünüyordum. Yaşlı adamın gözlerini… sokaktaki soğuğu… insanların hızla geçip gidişini…

Bir şey değişmişti ama ne olduğunu tam olarak adlandıramıyordum.

Günlüğümü açtım.

“Bugün bir şey oldu,” diye yazdım. “Ama ne olduğunu bilmiyorum. Sanki ilk kez gerçekten gördüm.”

Kalemi bırakıp uzun süre boş sayfaya baktım. İçimde tuhaf bir huzursuzluk vardı. Aynı anda hem huzur hem de sarsıntı hissediyordum.

Geçmişin Gölgesi: Kendi Körlüğüm

Buna da Göz Atın: Göbeği belli etmeyen pantolonlar nelerdir ?

Birden lise yıllarım aklıma geldi. O zamanlar da benzer şeyler görmüş olabilirim. Ama fark etmemişimdir.

Otobüste yanımdaki yaşlı kadına yer vermediğim gün geldi aklıma. Acelem vardı, kafam başka yerdeydi. Oysa o kadının yorgun bakışlarını şimdi çok net hatırlıyorum.

O zaman kendime kızmadım. Sadece önemsemedim.

Şimdi ise içimde garip bir suçluluk hissi vardı. Ama bu suçluluk ezici değildi. Daha çok uyandırıcıydı.

Sanki biri beni uzun bir uykudan kaldırıyordu.

Gönül Gözü Nedir, Gerçekten Ne Anlama Gelir?

O gece bunu düşündüm. Gönül gözü… Babaannemin dediği şey aslında bir metafordan fazlasıydı.

İnsan bazen sadece bakar. Ama görmez.

Gönül gözü açılınca insan bakmayı bırakıp görmeye başlıyor. Ama bu görmek sadece dışarıyı değil, içeriği de kapsıyor. Başkalarının acısını, sevincini, sessizliğini… ve en önemlisi kendi içindeki boşluğu.

Ben o gün sadece yaşlı bir adam görmedim.

Kendi körlüğümü gördüm.

Ertesi Gün: Dünya Aynı, Ben Farklı

Sabah uyandığımda her şey aynıydı. Aynı oda, aynı sokak, aynı insanlar… Ama ben aynı değildim.

İşe giderken daha yavaş yürüdüm. İnsanların yüzlerine daha dikkatli baktım. Birinin aceleyle koşarken düşecek gibi olduğunu fark ettim ve içimden “iyi misin” demek geldi. Söylemedim ama ilk defa söylemek istedim.

Bu bile bir değişimdi.

Küçük ama gerçek.

Yeniden Meydana Dönüş

Öğle arasında tekrar Cumhuriyet Meydanı’na gittim. Yaşlı adam hâlâ oradaydı. Aynı yerde, aynı sessizlikle.

Ama bu sefer farklı bir şey hissettim. Acıma değil. Merak da değil. Daha derin bir şey… insanlık gibi.

Yanına oturdum.

Uzun süre konuşmadık.

Sonra o, yavaşça “soğuk bugün” dedi.

Ben sadece başımı salladım.

O an anladım ki bazı insanlar çok konuşmaz. Çünkü zaten hayat onlar adına çok şey söylemiştir.

Gönül Gözünün Açılmasıyla Gelen Yalnızlık ve Huzur

İnsan böyle anlarda yalnız hissediyor. Çünkü artık eski haliyle aynı değil ama yeni haline de tam alışmış değil.

Ben de öyleydim.

İçimde bir şey büyüyordu. Daha hassas, daha kırılgan ama aynı zamanda daha canlı bir şey.

Artık sokakta yürürken insanların hikâyelerini hayal ediyordum. Her yüz bir anlam taşıyordu. Her sessizlik bir şey söylüyordu.

Bu bazen yorucuydu.

Ama çoğu zaman gerçekti.

Kendime Yazdığım Son Cümle

O gün günlüğüme şunu yazdım:

“Eğer gönül gözü açıldıysa, artık hiçbir şey eskisi gibi görünmez. İnsan kalabalıkların içinde kaybolmaz, kalabalıkları içinde taşır.”

Kalemi bıraktım.

Ve ilk kez uzun zamandır içimde bir şeyin hafiflediğini hissettim.

Belki de büyümek bu değildi.

Belki de görmekti.

Ama gerçekten görmek.

“Gönül gözünün açılması ne anlama gelir” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Memici olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
https://piabella.casino/