İçeriğe geç

Birlikte yaşam kültürü ne demek ?

Birlikte Yaşam Kültürü Ne Demek?

Hayatını çok ciddiye almayan ama bir yandan her şeyin altını çizerek inceleyen biri olarak, “Birlikte yaşam kültürü” üzerine düşündükçe kafamda binbir tane soru dönüyor. Mesela, birlikte yaşamayı biz nasıl tanımlıyoruz? Hani biz insanlar, sadece aynı çatı altında değil, aynı sokakta, aynı kafe köşesinde, hatta aynı trafikte nasıl varız? Düşünsene, sabahları metroda yan yana gidip, birbirine bakmadan bir anda “İyi günler!” diyen insanları düşün. Hepimiz aynı şehrin, aynı trafikte, aynı dünyada yaşıyoruz ama “birlikte” yaşamaktan biraz uzak gibiyiz. İşte ben de bu yazıda, İzmir’in o güzel havasında, “Birlikte yaşam kültürü ne demek?” sorusuna bir yanıt arayacağım. Hem de mizahi bir dille!

Birlikte Yaşamak: Şehirdeki “Ortak Alan”larda Ne Oluyor?

İzmir’de yaşamak, gerçekten de “birlikte yaşam kültürü”nü test etmenin en güzel yollarından biri. Özellikle Alsancak’ta ya da Konak’ta bir kafede otururken, yavaş yavaş bu kültürün nasıl şekillendiğini görmek mümkün. Bir gün, arkadaşlarımla kahve içmeye çıktık. Kafede o kadar fazla insan vardı ki, herkes bir şekilde birbirine saygı gösteriyor ama kimse kimseyi tanımıyordu. Bir şekilde oraya kadar gelip, birbirini rahatsız etmeden, gülüp eğlenebiliyorduk.

Ama tabii, hemen şunu da eklemek gerek: Birlikte yaşam kültürü ne kadar güzel olsa da, sabahları uyandığında yan odadaki arkadaşının sesini duymak o kadar da romantik olmuyor. Mesela o sabah, İsmail’in yataktan kalkma seansı benim için küçük bir işkenceye dönüştü. Kızgın bir şekilde “İsmail, saat 11, sesini biraz kısmayı başarabilir misin?” diye bağırdım. Tabii, İsmail her zaman olduğu gibi “Ne oldu? Hangi duygu yoğunluğu?” diye karşılık verdi. Ama dediğim gibi, birlikte yaşarken her şey çok güzel değil.

İçimdeki filozof diyor ki: “Birlikte yaşamak sadece bir evde değil, bir toplumda da birbirine duyulan saygı ve anlayıştır. Fakat ne kadar saygı gösterirsek gösterelim, bazen o kahve telvesi o kadar çok yer kaplar ki, araya başka şeyler giremez!”

Birlikte Yaşam Kültüründe Sınırlar Ne Olmalı?

Hayatımda sınırlarla ilgili çok kafa yordum. Herkesin yaşam alanı var, değil mi? Ya da var olması gerekiyor, en azından. Birlikte yaşam kültürü dediğimizde, işin içine sınırlar da giriyor. Evet, başka insanlarla bir arada yaşarken ortak alanları paylaşmak gerek, ama “acaba bu kadar yakın olmak, yeterince saygılı olmak anlamına mı geliyor?” diye soruyorum. Bir yanda, sabahları işe gitmek için yolculuk yaparken, kulağında kulaklıklarıyla dalgın dalgın yürüyen insanlar, diğer yanda, sosyalleşmeye çalışıp sürekli seninle konuşan arkadaşlar.

Bir gün sokakta yürürken yanımda bir arkadaşım sürekli konuşuyordu. “Ya, sana bir şey diyeceğim!” diye başlayan her cümlesiyle ben, işin içine başka bir insanı karıştırmak istedim: “Bunu yapmam mı gerekiyor?” dedim. Arkadaşım bana şaşkın şaşkın baktı. “Ne demek istiyorsun? Neden gereksinim hissediyorsun?” diye sordu. O an kafam karıştı, çünkü bazen birlikte yaşam kültüründe, senin alanını paylaştığın insanlara açıklama yapma gereği bile duyuyorsun. Belki de herkesin bir “kendi alanı” olmalı, değil mi?

İç sesim der ki: “Bence biraz sınır koymak gerekiyor. Bunu kimse söylemiyor ama bazen insanlar sadece ‘hoşça kal’ demek istiyor, kimse seni hayatının ortasında görmek zorunda değil.”

Birlikte Yaşam Kültüründe Mizahın Yeri: Komik Anlar

Birlikte yaşam kültürünü anlamanın en iyi yollarından biri de onu mizahi bir şekilde gözlemlemektir. Hayatın içindeki bu komik anlar, bazen günlük rutini öylesine komik hale getiriyor ki, istemeden gülümsüyorsunuz. Mesela, geçen hafta arkadaşım Melis’le bir kafede oturuyorduk. Konu açıldı ve o, “Bence birlikte yaşam kültürünün en zor kısmı ev arkadaşlarınıza aşırı yakın olmamanız gerektiğini fark etmek!” dedi. Hemen cevaben: “Melis, aşırı yakın olmamak ne demek? Kendi başıma yaşayamıyorum ki!” dedim.

Birlikte yaşam kültürünün en komik tarafı belki de herkesin aynı evin içinde kendi alanını yaratma çabasıdır. Örneğin, evde yemek yaparken, bir yanda “Ben de bir şeyler yapayım, hadi gel beraber yiyelim” diyen arkadaş, diğer tarafta da “Senin yediğin makarnanın üstündeki o tuzu ben çok sevdim” diyen biri olabilir. Ama bir yanda da gerçekten yalnız kalmak isteyen, bazen dışarı çıkıp “Ben biraz yalnızım” diye bağıran bir arkadaşınız vardır. Bu da yine birlikte yaşam kültüründe sınırların, mizahın ve bireyselliğin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

İçimdeki komedyen diyordur ki: “Sınır koymanın en güzel yanı, bazen insanların kafalarını karıştırabilmektir. Mesela, kahvaltıyı birlikte yapmayı çok isteyen bir arkadaşınıza, ‘Bu sefer yalnızım, ama seni yanımda görmekten çok keyif alırım,’ diyebilmek, bence başlı başına sanattır.”

Birlikte Yaşamak Kültürünün Zorlukları ve Kendi Kendine Durum Analizi

Birlikte yaşam kültürünün anlamı sadece paylaşılan alanlarla sınırlı değil. Birçok kişi, birlikte yaşarken farkında olmadan, başkalarına yük olabiliyor. İşte bunun üzerine düşündüğümde, gerçekten çok ilginç bir şey fark ettim. Hani bir arkadaşın sürekli eve gelip yemek yaparken, sonra yemekleri temizlemek için senin yanına gelip “Bunu nasıl yapıyorsun?” diye sorduğunda, birlikte yaşamanın ne kadar “yoğun” olabileceğini anlayabiliyoruz. Kendi kendime şöyle düşündüm: “Acaba bu arkadaşım beni gerçekten yalnız bırakacak mı?”

Çünkü bazen tek başına yaşamayı seviyorum. Kendi düzenim, kendi planlarım… Ama birlikte yaşamak, aynı zamanda sürekli karşılıklı etkileşim içinde olmak demek. Bunun zorlukları, bazen o kadar yavaş yavaş büyür ki, bir gün, bir arkadaşım seni yalnız bırakmaz ve sen, onun yemek pişirme yeteneklerini sürekli izlersin.

Sonuç: Birlikte Yaşam Kültürü ve Kendine Alan Yaratmak

Sonuç olarak, birlikte yaşam kültürü dediğimiz şey, sadece fiziki anlamda değil, psikolojik ve sosyal anlamda da bir denge gerektiriyor. İnsanlar, günlük yaşamda birbirlerinin hayatına müdahale etmeden, bazen yalnız kalacak kadar rahat, bazen de birlikte zaman geçirecek kadar saygılı olmalı. Belki de işin en önemli tarafı, sadece bir arada yaşarken değil, “birlikte” yaşarken her bireyin alanına saygı göstermek. Bu kültürün en güzel yanlarından biri de işte tam burada devreye giriyor: Birlikte yaşarken, bazen “ben” demek, bazen de “biz” olmak gerek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
https://piabella.casino/